ÜÇ NUR SAHİBİ OLMAK, NE DEMEK?

Bir değerli kardeşimizin sorusunu/yorumunu önemli gördüğüm için ana sayfadan cevap vermeyi uygun gördüm. Selamlarımla.

Yorumu yapan:

Mehmet Kutay

Sitede emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Nacizane bir bilgi paylaşmak isterim Seyyid Musa Kâzım Harputi (k.s.) Hazretleri Seyyid Muhammed Mazhar Ettasi Harputi (k.s.) Hazretlerine icazet vermemiştir. Daha doğrusu Seyyid Musa Kâzım Harputi (k.s.) Hazretleri kendisinden sonra hiçbir kimseye icazet vermeyerek bunu öğrencilerine bildirmiştir. Kaynak Seyyid Muhammed Mazhar Ettasi Harputi (k.s.) Hazretlerinin de halifesi olarak yazdığınız Maraşlı Mehmed Taşkıran Hoca Efendi ve uzun süre Seyyid Musa Kâzım Harputi (k.s.) Hazretlerinin hizmetinde bulunan Elazığlı Abidin Ağabeydir. İki öğrencisinin de sohbetlerinde tarafımdan duyulmuştur. Allah bizleri Cümlesinin şefaatine nail eylesin.

CEVAP:

Mehmet kardeşim,

Allah sizlerden de razı olsun. Bu konuda pek çok fitneci görev başındadır ve anlamsız şekilde yanlışları doğru gibi iddia etmekte, iddia ile yetinmeyip Seyyid Muhammed Mazhar Hz.nin icazetnamelerini gören kişilerin (ki bir tanesi de bizzat benim babamdır!) gördüklerini de, teşbihte hata olmaz; ayın ikiye yarılması mucizatını inkâr gibi adeta gözlerini ovuşturarak inkâr etmektedirler. Şeytanın iğva ve desiselerinden Rabbimize sığınırız. Seyyid Muhammed Mazhar Hz.’nin dediği gibi “Ah, o BEN öle!!!”

Bu “benlik” insana neler yaptırıyor!

Değerli kardeşim,

Musa Kâzım Hazretleri bizzat kendileri Seyyid Muhammed Mazhar Hazretlerinin icazetnamelerine mühürlerini vurmuşlardır. İmam Efendi Hazretleri 5 büyük halifesine (Seyyid Musa Kâzım Harputî, Sonsürülü Molla Hüzeyin Efendi, Seyyid Nureddin Efendi, Seyyid Saadeddin Efendi ve Seyyid Muhammed Mazhar Ettasi Harputî k.s.) icazetnamelerini vermiştir. Daha sonra Hoca Efendimiz Hz (Seyyid Hace Mustafa Naci k.s) yine 5 manevi kardeşi çağırarak ki bu bilgiyi de yine Mazhar Efendi Hz ihvanlarına anlatmış ve yine benim akrabam ve daha o zaman genç olan, Hoca Efendimiz Hz. nin mahdumu Abdullah Efendi rahmetullahi aleyh bana anlatmıştır (Gülümseyerek anlattılar ve şöyle söylediler: 5’ini de çağırdı. Ben de zannettim ki bana da (icazet) verecek, vermedi).

Hoca Efendimiz Hz (Hatm-i Hacegân’ı kast ederek) o gün şöyle buyurur:

Bizim yerimize Kâzım okur,

O olmazsa Sürsürülü Molla Hüseyin okur,

Harputta Nureddin okur,

Nureddin bulunmazsa, Saadettin okur,

O da bulunmazsa siz okursunuz, diye buyurur.

Mazhar Efendi Hazretleri:

-Biz anladık ki, en sona biz kalacağız, diye ihvanına emir buyurur. Gerçektende en son Mazhar Efendi hazretleri dünyalarını değiştirirler.

Muhammed Mazhar Hazretleri dünyalarını değiştirmelerine yakın, Elazığda 10’larca ihvanının bulunduğu bir mecliste İmam Efendi k.s dan aldığı icazetnameyi ihvanlarına göstermiş ve oradaki ihvanlar icazetname üzerinde bulunan 3 mührü görmüşlerdir. Mühürler kendinden önce İrşad makamında bulunan sağdan sola, sırasıyla İmam Efendimizin, Hoca Efendimizin ve Kâzım Efendimizindi.  Bu nedenle kendisi, bu mühürleri gösterdikten sonra biz üç nur sahibiyiz diye buyurmuştur. Bu mühürler, bu zatların kendinden sonra irşad vazifesi verdikleri kişiyi görevlendirdiklerinin de ispatıdır. Yoksa ÜÇ NUR sahibi olmak, bazılarının dediği gibi, sadece bu üç büyük zatı kabul etmek anlamında değildir! Kabul etmek dışında, bizzat icazetnamelerinde de mührü olması demektir ki, zaten bunu kendisi de k.s söylemiştir. Yine, üç nur sahibi olmak, “o üç büyük zatı manevi olarak kabul etmek demek olsaydı” o zaman, Muhammed Mazhar Hz. Haşa kendinden önceki Silsile-i Aliyye büyüklerini kabul etmiyormuş gibi bir anlam çıkar. Bunun mümkün olmadığı malumdur.

Ve yine, eğer fitnecilerin dediği gibi bu mübarek kelâm sadece onları manevi olarak kabul etmek olsaydı, o zaman biz 36 nur sahibiyiz derdi. Çünkü kendisinin Silsile-i Aliyyedeki yeri 37’dir ve elbetteki kendinden önceki 36 vazifeli büyüğü kabul eder.

Seyyid Muhammed Mazhar Hz. nin Halifesi olarak yazdığımız Mehmet Taşkıran Hoca, Kâzım Efendi Hazretlerini sadece bir kere ders aldığı zaman görmüştür. Bu kısa görüşme sırasında, Taşkıran Hocanın, Kâzım Efendi Hz nin kendisinden sonra bıraktığı halifesi olmadığı görüşüne varması yine akla yatkın değildir. Ayrıca kendisi Muhammed Mazhar Hazretlerinin sohbetlerinde bile çok çok az bulunmuştur.

Son olarak ve en önemlisi;

Muhammed Mazhar Hazretleri kendi icazetnamesini (Bu icazetname emirleri üzerine, kendisinin göğsüne koyularak defin edildi) bir ihvanı ile Halifesi Tadımlı Seyyid Osman Efendi Hz nin evine giderek,

-Bunun aynısından 3 tane yaz. İsim yerlerini boş bırak, diye emir verir ve Kahramanmaraş’a gider. Yaklaşık üç ay sonra tekrar Elazığ’a teşriflerinde Hacı Osman Efendinin ikametgâhına giderek,

-Netmişsin, yazmış mısın?, diye buyurur.

Hacı Osman Efendi:

-Evet, kurban yazdım, abdestsiz kalem batırmadım, diye buyurur. Üç icazetnameyi çıkartır.

Mazhar Efendi Hz. isim boşluğu olan yere Hacı Osman Efendi Hz.nin ismini yazar ve altına kendi mührünü el yazısı ile yazar; “Muhammed Mazhar-ı Nuri İlahi Abduhu Alî” ve kendisine takdim eder ve

-Bu senindir, amma ders bizde! , (yani irşad görevi bizde) diye emir buyurur.

-Bunun biri Hacı Vaazın (Mehmet Taşkıran’a öyle hitap ederdi), biri de Mehmet Beyin (Mehmet Paksoy hoca), fakat ders bizde! Çalışırlar olurlar! , diye buyurur.

Hacı Osman Efendi Hz., icazetnameyi üç kere öpüp başına koyar ve Muhammed Mazhar Hz. nin de elini üç kere öperek icazetnameyi kabul eder.

Daha sonra, icazetnameler ile KahramanMaraş’a gelen Mazhar Efendi Hz. yaklaşık bir hafta sonra Mehmet Taşkıran Hoca’nın evindeki sohbette, yaklaşık 70-80 kişinin hazır olduğu bir cemaatin içerisinde, icazetnameleri eline alarak:

  • Hacı Vaaz, bundan üç tane yazıldı, birisini Hacı Osman Efendiye verdik amma ders bizde!, Bu, bizimkisinin aynıdır, diye buyurur. Daha sonra,
  • Hacı Vaaz, baba adın neydi?, diye sorar ve baba adıyla beraber, Hacı Vaaz’ın ismini yazar, mühürler ve kendisine verir ama

Hacı Vaaz almaz!! Biz buna layık değiliz, der.

Muhammed Mazhar Hz:

  • Canım, al. Ders bizde, çalışırsınız olursunuz. İki-üç ısrar edince, Hacı Vaaz icazeti Mazhar Efendi Hz. nin elinden alır ve kendisine ait olan köşede duran kahverengi ceviz çalışma masasının üzerine koyar!!

Sergilenen bu durum cemaatin canını oldukça sıkar! Bu duruma 70-80 kişi şahit olmuştur!

Muhammed Mazhar Hz, Paksoy Hoca’ya dönerek:

  • Baba adı nedir? der. Cevaptan sonra, Ahmet oğlu Muhammed Efendiye verilmiştir, diye yazar.

Mehmet Paksoy hoca, Osman Efendi Hz gibi, Mazhar Efendi Hz nin elini ve icazetnameyi üç kere öperek başına koyar ve itiraz etmeden icazetnameyi hemen cebine koyar. Bu durumlara yine yaklaşık 70-80 kişi şahittir.

Sonuç olarak, Efendimiz SAV’in

“Fitne uykudadır, uyandırana lanet olsun!” Hadis-i Şerifinden çok korkmak gerekir. Çünkü böylesi kişilere bizzat beddua eden bakınız Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vessellem’dir.

Diğer taraftan, Mehmet Taşkıran Hoca’nın dediğiniz gibi, Seyyid Muhammed Mazhar Hazretleri üç nur sahibi değildir, demesi çok büyük sorumluluk isteyen bir kelâmdır. Çünkü mührün vurulmaması, Haşa Mazhar Efendi Hazretlerine İnsan-ı Kâmil değildir, demekle eş anlamlıdır. Bunu bütün akıl sahipleri kolaylıkla anlar. Hâlbuki bu mühürleri onlarca kişi görüp şehadet etmiştir. Göz görmek istemezse, Güneş ne yapsın!!

O zaman, bizim de şu soruyu sormamız icap eder:

-Madem Mazhar Efendi Hazretleri icazetnamesinde haşa üç mühür sahibi değil ve yine madem Mazhar Efendi Hazretleri haşa İnsan-ı Kâmil değil; o hâlde Mehmet Taşkıran hocanın benim icazetim var demesi de doğru değildir! Çünkü zatını ve icazetini kabul etmediği kişinin Halifesi olmadığını da kabul etmiş olur ki, bu durum kişinin kendi kendisi ile çelişmesidir. Böyle bir şey olur mu?

Hem Mazhar Efendiyi ve verdiği icazetnameyi kabul etmeyeceksin, hem de Mazhar Efendi Hazretlerinin Vekili olduğunu iddia edeceksin! Bu ne yaman çelişkidir?

Eğer Mehmet Taşkıran Beyden bir talep gelirse ismini, siteden çıkarabiliriz.

Allah bizleri doğru yoldan ayırmasın. Aziz Vatanımıza da birlik, selâmet ve huzur versin. Amin. Selamlarımla…

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.